Translate

Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2014 Perşembe

Kafamda Bir Tuhaflık - Orhan Pamuk

Orhan Pamuk'un üzerinde altı yıl çalıştığı bir roman, bozacı Mevlüt ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbul'daki hayatlarını hikaye ediyor. 1969 ile 2012  arasında kırk yılı aşkın bir süre Mevlüt , İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk,pilavcılık,otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını,şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini ,Anadolu'dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere,siyasi çatışmalara,darbelere tanık olur. Onu başkalarından farklı kılan şeyin,kafasındaki tuhaflığın kaynağını hep merak eder.Ama kış akşamları boza satmaktan ve sevgilisinin aslında kim olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmez.

Aşkta insanın niyeti mi dha önemlidir ,kısmeti mi ? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır,yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler ? Kafamda Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını,kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizleri resmediyor.











8 Aralık 2014 Pazartesi

Sabah uykum -Ahmet Batman

Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir. 

Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.




Kapalı Gişe Yalnızlık - Serkan Özel

Canı yanardı... "Geçmiş olsun!" derdim.
Yüreği burkulurdu... "Geçmiş olsun!" derdim.
"Ama seni seviyorum..." derdi. "Geçmiş olmasın!" derdim.
Niye biliyor musunuz?
Çünkü aşktı benim tek derdim...
Ama her şey gibi bu aşka da geçmiş oldu.
Zaten "Güzellik geçicidir..." demişlerdi ve haklıydılar çünkü benim sevdiğim de bir güzellik yaptı ve bizi geçmiş oldu.
Sonra ne mi oldu?
Sonrasını biliyorsunuz zaten...
Hem o benden geçmiş oldu hem de ben kendimden geçmiş oldum...
-Serkan Özel-



Yaralı -Kahraman Tazeoğlu

Artık hatırlanmaya değecek kadar bile kalmadın. Seni unutmak hakkım! Unutkan biri değilimdir ama sen bende hatırlanacak hiçbir şey bırakmadın. Benim unutulmuşum olmak bile güzeldir, bil. Aşk mı? Aramızda kaldı; içimizde değil… Yanlış aşkta doğru aranmaz. Ama yine de oku istiyorum. Cümlelerimde gizlenmiş duygudan ne anladığını benim nasıl yazdığım değil, senin nasıl okuduğun belirler. 

"Kör müydü gözlerin, nasıl göremedin" diye sordular senden sonra. Kör değildim. Ve hayatımda en çok iki kere parlamıştı gözlerim. Birincisi seni ilk gördüğüm, ikincisi giderken ardından baktığım gün. İlkinde aşkın ışığından, ikincisinde gözyaşlarımdan… O iki anın arasındaysa hep kapalıydı gözlerim. Aşkına inandığımdan. 

Kör değildim, sadece güvenmiştim!

Not: Bugün seni düşünmeden yaşayabilmeyi başardığım ilk gün. Hadi topla seni benden. Kalbim seni uğurluyor. Al bu yara sende kalsın. Artık beni acıtmıyor.


Mustafa Kemal'in Muhafızı Topal Osman - Ümit Doğan


Yıllardır Cumhuriyet tarihi ve Atatürk konusundaki yalanlara, yanlışlara, yutturmacalara, çarpıtmalara yanıt vermeye çalışan bir tarihçi olarak şunu söyleyebilirim ki, genç araştırmacı Ümit Doğan, elinizdeki kitabında Cumhuriyet tarihinin istismara en açık, birbirine bağlı iki olayını, (Ali Şükrü Bey cinayeti ve Topal Osman'ın öldürülmesi)adeta bir "tarih dedektifi" gibi delillerle, belgelerle, bilgilerle, başarılı analizlerle aydınlatmıştır. Böylece Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının en büyük kozlarından birini ellerinden almıştır. Tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.
-Sinan Meydan - 

Ümit Doğan'ın bu kitabı İstiklal Harbi dönemine ve Cumhuriyetimizin kuruluş aşamasına karşı en haksız ve insafsız saldırıların yapıldığı bir dönemde genç bir bilim adamının tarihimizin bu dönemi ile ilgili çok önemli bir şahsiyeti olayların örgüsü içinde nasıl anlatabileceğini gösteriyor. Ümit Doğan'ın bütün genç araştırmacılara örnek olabilecek bir çalışma disiplinin ürünü olan bu çalışmasını okuyucuya takdim etmekten gurur duyuyorum.
-Prof.Dr.Ümit Özdağ -


Muhsin Yazıcıoğlu Suikasti - Selman Kayabaşı ,Orhun Ertuğrul Bozok


"Siyasî suikast, ya bir şahsa ya bir makama ya da bir projeye kast edilerek düzenlenir. Mesela ABD Başkanı John F. Kennedy, şahsa yönelik bir suikasta uğramış ve onun yerine farklı bir isim başkanlık koltuğuna oturmuştur. Burada ele geçirmek istediğiniz makam için size engel olan, o makamı sizin menfaatiniz için kullanmayan bir adam vardı, ortadan kaldırdınız. Muhsin Yazıcıoğlu, şahsına veya makamına yönelik bir suikast değil; bir ekiple birlikte içinde yer aldığı 'projeye' kast edilen suikasta uğramıştır. Kimse, Muhsin Yazıcıoğlu'nu öldürmek isteyenlerin, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanlık makamını ele geçirmek istediğini iddia edemez veya onların siyasî çıkarlarına Yazıcıoğlu'nun tek başına engel olduğunu söyleyemez. Bu suikast, devlet-i ebed müddet fikrine bağlı bir ekibe ve o ekibin projesine kast eden çok daha derin, çok daha karmaşık bir okuma gerektiriyor. İşte şimdi biz bu projeyi detaylandıralım..." 

"Muhsin Yazıcıoğlu suikastı, 1 Mart Tezkeresi sonrası Türkiye siyasetini doğru okumadan anlaşılamaz. Biz, devlet olarak doğal sınırlarımızı 1912 yılındaki haritamızı göstererek ifade ediyorsak Musul, Kerkük konusunda elbette bazı iddialarımız var demektir. Muhsin Başkan, Türkiye'yi Türkiye Cumhuriyeti diye değil, Gök-Türk, Selçuklu, Osmanlı gibi bir Devlet-i Aliyye felsefesiyle tanımlayan biriydi. 1 Mart Tezkeresi'nin öncesinde devlet kurumlarımızda ortaya çıkan bu millî refleks, Türk ordusunun olası bir Irak Federasyonu ihtimalinde sınırın ötesine geçmesinin gerektiğini savunuyor ve buna hazırlık yapıyordu. Nitekim, tezkereden hemen sonra çuval hadisesi, Türk askerine 'Seni Irak'ta istemiyoruz' mesajı veriyordu. Biz bu mesajı kabul etmedik ve işte bu yüzden, Dağlıca Baskını, Aktütün Saldırısı gibi adeta bir savaş haliyle muhatap kılındık. 1993'te 33 Er'in öldürülmesi hadisesi ne ise Dağlıca ve Aktütün de aynı projeye karşı atılmış adımlardı. Zaten, 1993'te Turgut Özal'ı, Eşref Bitlis'i, Adnan Kahveci'yi bu proje sebebiyle kaybettik. Şu asla unutulmasın: devlet, intikamını alabildiği sürece devlettir ve Türk devleti de elbet bir gün Başkan'ın intikamını alacaktır." 

-Muhsin Yazıcıoğlu vefatından önce 33 askerimizin öldürülmesi olayıyla ilgili hangi çalışmaları ve görüşmeleri yaptı? Bu olayı araştırarak nasıl bir yere varmak istiyordu? 
-Dağlıca Baskını'nı ilk haber alan ve Cumhurbaşkanı'na telefon ederek haber veren Yazıcıoğlu, bu baskından sonra askerlerle hangi konuları tartıştı?
-Dağlıca Baskını'nın bilinmeyenleri ve istihbarat raporları... 
-Devlet Denetleme Kurulu raporunda ortaya çıkan skandallar ve şüpheler... 

Orhun Ertuğrul Bozok, belgelere ve istihbarat raporlarına göre son on yılın bilinmeyenlerini yazdı; Selman Kayabaşı analiz etti.




Gündüz Sefası - SARAH JIO


Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü… 

Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950'li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny'nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır… 

Ada Santorini New York'ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle'a Tekneler Caddesi'ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi'ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny'nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır. 

Okuyucuları kalemiyle büyüleyen Sarah Jio'dan bir başyapıt daha. Gündüzsefası'nı okurken, ne kadar imkânsız görünse de her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz. 

"Kitabı okuyup rafa kaldırdığınızda bile etkisinden kurtulamayacaksınız." 
-Romantic Times- 

Sırdaş Abdülhamid Han'ın Bilinmeyen Sırları - Oktan KELEŞ

Porsthmouth Futbol Kulübü’nü II.Abdülhamid mi
Kurdurdu?
Osmanlı Devlet Arması’nın Sırrı
Abdülhamid Han, Harem’e Sızma Çabalarını Nasıl
Engelledi?
II. Abdülhamid’in Bilinmeyen İstihbaratçıları
Abdülhamid Han ve Robot Teknolojisi
Robot Alamet ve Ertuğrul Fırkateyni
Japonya İslam’ın Eşiğinden Nasıl Döndü? Ve
Osmanlı’nın Kırmızı Defterleri
Abdülhamid Han’a Suikast Dosyası
Abdülhamid Han’ın Büyük Sırrı; Türk Devlet
Geleneğindeki Sembol: İç içe Girmiş Üç Hilal
Belgelerle Medusa ve Şahmeran
Abdülhamid Han’ın bilinmeyen sırları belgeleri ile
bu kitapta…






20 Ekim 2014 Pazartesi

En Çok Satan Kitapların Sırrı



New York kentindeki Stony Brook Üniversitesi bilgisayar uzmanları, popüler bir kitabın özelliklerini ortaya koyabilmek amacıyla "istatistiksel stilometri" adını verdikleri bir algoritma geliştirdi.

Sözcüklerin ve gramerin kullanımını matematiksel olarak irdeleyen teknik, bir kitabın ticari başarı elde edip edemeyeceğini yüzde 84 doğruluk oranıyla öngörebiliyor.
 
İnternet kütüphanesi olarak da bilinen "Project Gutenberg" arşivinden klasikleşmiş eserleri yükleyerek inceleyen bilim adamları, basılan bir kitabın çok satmasında ilginçlik, orijinallik, yazım tarzı ve öykünün ilerleyişi gibi bir dizi unsurun yanı sıra şans faktörünün de etkili olduğuna işaret etti.
 
BAĞLAÇ KULLANIN
Çok satan kitaplarda "ve", "ancak", "fakat" gibi bağlaçların sıkça kullanıldığını belirten araştırmacılar, ticari başarı yakalayan eserlerin aynı zamanda sıfatlar ve isimler açısından da zengin olduğunu belirledi. Raflarda kalan kitaplarda ise aşırı derecede fiil ve zarf kullanıldığı ortaya çıkarıldı.
 
Okur tarafından ilgi gören kitaplarda düşünce süreci betimlenirken rağbet görmeyen kitaplar, çok fazla duygusallık barındırıyor.
 
Araştırmacılar, geliştirdikleri algoritmayı bilim kurgudan şiire birçok alanda uyguladı.
 
Yazım tarzı ile edebi eserlerin ticari başarısı arasındaki ilişkiyi ilk kez irdeleyen araştırma, "Association of Computational Linguistics" dergisinde yayımlandı.